Korona virüsü ve toplumsal kuşatma (1)

Rızasız toplum, halkı korkutarak, tedirgin ederek kendi varlığını, ebet ve ezel olduğunu hissettirerek, itaatkar bir toplum yaratmanın imkanlarını en kaotik ortamlarda bile var ediyor. Bunun için de bütün toplumsal alanlarda sürekli kriz ve kaoslar yaratarak, yeniden yapılandırmaya giderek ömrünü uzatıyor. Evet, kapitalist modernist zihniyet (Rızasız toplum, Nahak zihniyet) sürekli biriktirerek krizin alt yapısını oluştururken, diğer yandan kriz ve çelişkilerin aşılması için yeni ortamların yaratılmasına imkan da sağlar.

Özellikle son dönemde yaşanan Corona virüsüne bu perspektifle bakmak gerekiyor diye düşünüyorum. Çin’in Wuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan Corona virüsü şimdilik 160’tan fazla ülkede etkisini göstererek, 180 binden fazla kişiye bulaşmış, 7 binden fazla kişinin ölmesine neden olmuştur.

Bireye, topluma, doğaya ve mekâna hâkimiyet Corona virüsü ile beraber başta Avrupa olmak üzere birçok ülkede devletlerin genel politikası oldu. Yaşam alanları (siyasi, kültürel, ekonomik, sosyal) yeniden yapılandırmaya gidildi, halka devletin mutlak güç olduğu, devletsiz yaşanmayacağı algısı yeniden inşa edildi. Özellikle demokratik teamüllere imkan tanımayan, eleştirilen, sorgulanan, nizam kendisini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Her ne kadar yurttaşlar ciddi krizler yaşasalar da ‘devlet olmadan vatandaş ölür’ algısı canlı tutularak , Nahak zihniyete karşı Rıza toplumu süreklerinin Hak ve Hakikat arayışları etkisiz hale getirmek temel istem oldu.

Devletin bütün zor ve ideolojik aygıtları yurttaşı yaşam alanlarında, mekanlarında uzaklaştırmak üzere konumlanmıdı. Ülkelerin Corona virüsüne karşı aldıkları önlemler; genelgeler, yönetmelikler, açık yada gizli politik kararlar ve itaat ettiren yaptırımlardır. Gizli bir müfredat gibi politik işlevlere sahiptir. Küresel salgın ve kriz dönemlerinde okullar, dini kurumlar, ideolojik ve zor aygıtları, bilim iktidarının savunucularının misyonları hakikati dile getirmekten ziyade itaatkar yurttaşlar, piyasaya uygun ucuz iş gücü, biat eden vatandaş yetiştirme görevi görürler. Kriz, kaos, olağanüstü hal, seferberlik durumlarında yurttaşların tercih hakkı elinden alınmaktadır.
Nahak zihniyetler Corona virüsünü bir avantaja çevirme yolundalar. Bundan hareketle, toplumsal, ekonomik, sosyal yaşamı yeniden biçimlendiren, birey, toplum ve doğa dengesinin ikrarlı ilişkisinden ziyade, birçok zor ve ideolojik yaptırımlarla toplumsal ilişkiler yeniden tanımlanarak, tek güç oldugunu, onsuz olunmayacağı algısı inşa ediliyor. Rıza toplumuna karşı bir sapma olan Nahak zihniyet çoklu iktidarların ittifakı ile oluşmuştur. İktidar her zaman ittifakla oluşmuştur. Çoklu iktidarları toplumu bir bütün olarak yeniden inşa edecek, kendisine bağımlı hale getirilecek araç gereçleri var eder.

Corona virüsünun yaygın olduğu bütün ülkelerde birey, toplum, doğa dengesinin yerle bir edildiği, zengin fakir ayrımının güçlü bir şekilde görünür olduğu, parası olanın steril alanlara rahatlıkla ulaştığı, hatta çok zengin ailelerin özel hekimleri ile yeraltinda inşa ettikleri evlere yerleştikleri, mağazalarda yağma kültürünün televizyonlarda canlı verildiği, komşu hakkının unutulduğu, dinlerde ve inançlardaki toplumsal dayanışma çağrıların çoğu zaman rafa kaldırıldı,”biz” duygusunun yerini “ben” duygusunun egemen olduğu, bilgi kirliliğinin hat safhaya geldiği, ahlakî erdemlerin ayaklar altına alındığı, paranın en büyük güç olduğunun gösterildiği, bilim kurulu üyelerinin önerilerinin hayat kurtaracağı, bireyin ve düşüncelerinin hiçlestirildiği, her hanenin yarı kapalı cezaevi hâline getirildiği,hareket etmeyen,sürekli tüketen ve geleceği ile ilgili bir günlük öngörüsü bile olmayan bireyler haline getirildiği bir durumla karşı karşıyayız.

Yaşatılan bu kaos ve kriz ortamını eleştirenlerin suçlu sayılacağı, özel mülkiyet üzerinde devletlerin her türlü tasarrufların olacağı, bireyin söz, karar, yetkisinin elinden alınacağı, halkın iradesinin etkisiz hale getirileceği, bütün insanların kontrol altına alınacağı,insanların düşünsel ve davranışsal olarak “Mutasyona” uğrayacağı,sosyal bilimcilere yeni tez konularının yaratılacağı bir süreç insanlığı beklemektedir.

Rıza toplumu sürekleri cümle canla ikrarlı ve rızalık ilişkisi içerisinde olduklarından dolayı kolay kolay kriz yaratmazlar, yada krizin sebebi olmazlar. Rıza toplumu sürekleri ezelî ve ebedî anda birleştirirler. Her anın bir tarih olduğunun bilincindeler. Hava,su, ateş ve toprağın Hak olduğuna inanırlar. Çar Anasır karşılıklı birbirlerini var ettikleri için ve bu varoluş çemberine ikrar verildiği için kolay kolay krizlerin, salgınların, sebebi değiller. Zamanın ruhuna uygun söz söyler, ağzı çiğ söze ,midesi çiğ lokmaya mühürlüdür. Cemal cemale gelir, cem olur, sözünü tartarak söyler. Bütün bu hakikatler Nahak zihniyetin kabul edeceği şeyler değildir. Nahak zihniyetin insanlık için bir felâket olduğu, bütün kötülüklerin sebebi olduğu rıza toplumu sürekleri tarafından biliniyor ve bunun için Hakikat ve özgürlük mücadelesi veriyor. Bu Hak ve Hakikat mücadelesine karşı 3. Dünya Savaşı’nın biyolojik alandaki silahın ismidir Corona virüsü.

Her kriz aynı zamanda toplumu kuşatmanın, kontrol altına almanın zeminini oluşturur. Bu zemin toplumu korkut, kontrol altına al, itaat ettir,robotlaştır sonra sürüleştir aşamaları ile devam eder.Özellikle İngiltere’deki siyasilerin ve bilim insanlarının, önlem olarak ” sürü bağışıklığı” kavramını kullanması üzerinde durulması gereken bir durumdur. ‘Ölen ölür kalan sağlar bizimdir” manasına gelir. Gereksiz sürüler (Yaşlılar, kronik hastalar, risk gurubunda olanlar) ölür, nüfus azaltılmasına gidilir,masraftan kurtulmuş olunur şeklinde okumak gerekir! İnsanın ve doğanın hakikatine uymayan bir yöntem! İnsanlığın Rif vadisinde seyahate başlarken, hareket yeteneği kısıtlı olan, taşınamaz durumda olan, yük durumunda olan yaşlıların (öncelikle erkeklerin) kurban edilerek protein ihtiyaçlarını karşıladıklarını okumuştum. Nüfus eksiltme yöntemine gidilmişti. Acaba yine “ilkel” olarak tanımlanan davranışlarımız canlandı mı? Tabi bunun yanında özel sigorta şirketleri, emekli maaşları, sosyal güvenlik kurumları gibi kurumların ekonomik planlamaları da mevcuttur.

Krizler aynı zamanda toplumsal kontrol ve kuşatmaya ortam hazırlar. Bütün insanları gözetleyecek, denetleyecek, kontrol edecek mekanizmaları var eder. Toplum, üretim aşamasından, pazarlama ve tüketim aşamasına kadar kontrol edilmeye ve denetlemeye alınır.

Savaşlarda, yetersiz beslenmede, kuraklıkta, çalışma koşullarında, bulaşıcı hastalıklardan, bilimsel ve ulaşılabilir sağlık hizmeti alamamaktan her gün yüzbinlerce insan ölürken, yüzlerce virüs çeşidi varken, öldürme oranı yüzde 2-3 olan Corona virüsü bir anda dünyada tanınır duruma gelmesi hayli düşündürücüdür. Adeta herkes Corona virüsü uzmanı oldu. Korkarak,tedirgin olarak, strese girerek, açık alana çıkmayarak, canlı bir öğretene ihtiyaç duymadan, hazır bulunuşluk düzeyi sağlanmadan bir konuyu öğrenmek, hakkında bilgi sahibi olmak bu olsa gerek. Demek ki, korkutarak amaca uygun davranış değişikliği oluşturmak daha kolay ve masrafsızdır. Bir televizyon, bir iki uzman! Sınıfsız, okulsuz, çantasız, şarkısız, türküsüz, oyunsuz eğitim ve öğretimin alt yapısı da artık hazırdır. Ne gerek var bu kadar masrafa, öğretmene.

Çar Anasırla ikrarlı yaşam toplumsal ekolojidir, doğanın hakikatidir. Toprağın, havanın, suyun, ateşin bu kadar kirletildigi bir ortamda doğa ile yâr olma Hakikati zulme, tecavüze uğramaktadır. Kuşlarla ilgili bir dünya şarkı, türkü, deyiş, efsane, mitoloji varken birden bire kuşun bütün hakikati “Kuş gribi” ile yok edilmişti. Sonra sıra domuzlara gelmişti, şimdi ise sırada maymun ve yarasa vardır. Binlerce yıldır doğum yasası ile doyum yasası arasında bir rızalık ilişkisi varken, doğmanın ve doymanın bir hak yasası olduğu bilinirken, bu zincir ikrarlık üzerinde sorunsuz varlığını devam ettirirken, her canlının doğduğu mekânda doyuma ulaşırken ne oldu da bu hakikat ters yüz edildi? Neden doğum kapısı olan Hak kapısında vücut bulan canlılar tehlikeli olmaya başlandı? Helikopterlerle öldürülür duruma gelindi? Ne oldu da hayvanları öldürmek için avcılar ihalelere katılır duruma geldi? Niye bunlara izin verildi? Bir çok canlının soyu tükenir duruma geldi?

Cümle Can vardan doğuşunu gerçekleştirdiği andan itibaren birbirleri ile ikrar ve rızalık ilişkisi içerisinde bugüne kadar gelmediler mi? Doğanın, evrenin bir aklı yok muydu? Evren her zaman barış ve özgürlük üzerine çark ı pervaz hâlinde değil miydi? Kâinatta herkese yetecek kadar hava, su, güneş, toprak varken; Çar Anasır ile vücut bulan yaşam Heq aşkı ve Xızır gayreti herkese yaşama hakkı tanırken, ne oldu da doğum yasası ile doyum yasası arasındaki ikrarlık ve rızalık ilişkisi bozuldu.?