Corona virüsü ve toplumsal kuşatma (2)

Toplumsal yaşam, Corona virüs ve virüse yönelik alınan yaptırımlarla tam bir kuşatma altına alındı.  kontrol, denetleme ve gözetlemeye yönelik ne varsa yapılır duruma geldi. Corona virüs salgınına yönelik alınan tedbirler, kısıtlamalar artık “eksik kuşatma” zamanının bittiğinin ifadesidir. Küresel tehlikeler ve bu tehlikelerin yaratacağı sonuçlar göz önüne alınarak toplum “tam kuşatma” ile kontrol ve denetime tabi tutulmuştur.

Sars,Ebola Kuş gribi,domuz gribi,çeşitli virüs türleri ile başlayıp Corona virüsü ile devam eden küresel ölçekte kendisini gösteren tehlikelerle toplumsal yaşam kıskaç altına alınmaktadır. Devletlerin zor ve ideolojik aygıtları, kurumsal yaptırımlar, baskı ve yönlendirmeler yaygın hale gelir ve mağdur olanlar bu baskının farkına varamazlar. Corona virüsü ve önceki griplerde şu net olarak görüldü; sadece devletlerin resmi kurumları baskı oluşturmadı,kitle iletişim araçları,televizyon programları, zor aygıtları birey ve toplum üzerinde denetleme, kontrol etme, yönlendirme,istendik davranış değişikliği oluşturma gibi işlevlere sahip oldular. Kişiye ait özel alanlar bile denetlendi gözetlendi.”özel hayat”kontrol ve denetim ağlarının himayesine geçti.

Birçok sosyal bilimci,filozof,modern toplumu tanımlarken:”hapishane”,”tımarhane”,”hastane”,”kışla” ve “gözetleme kulesi” gibi metaforları kullanmaktadır. Toplumsal yaşam bir bütün olarak baskılanarak kontrol ve denetim altına alınırsa, bireylerin iradesine ket vurulur ve bunun sonucunda toplumsal patoloji yaşanır. Bu toplumsal kuşatmayı; Max Weber”Demir kafes”, Habermens”sosyal yaşam dünyasının kolonizasyonu”, Foucalt”Panapticon”, Hoffman”Total kurumlar”, Sennett”karakter aşınması”kavramları ile tanımlar. Görünen odur ki, denetim kontrol ve gözetleme bütün toplumsal alana yayılmakta, yaşamımız betondan kafeslere mahkum edilmektedir.Başka bir alternatifinin olmadığına da toplum inandırılmaktadır. Yaşanan sürecin nedenleri unutularak daha çok sonuçları üzerinde konuşulmaya başlandı. Hatta yaşanan süreci savaş süreçlerine benzeterek bütün insanların seferberlik halinde olması gerektiği şeklinde bir dil kullanılarak, kapitalist modernist güçlerin pervasızlığı gizlenmeye çalışıldı.

Ölüm korkusu,hastalık korkusu, tedavi olamama korkusu, geleceğini görememe, kendisi ile ilgili yaşayacaklarına dair söz karar yetki sahibi olamama korkusuna kapılan toplum;”üst akla”güvenmek, biat etmek,devletsiz yaşayamayacağına inanmak zorunda bırakılır. Toplum bu tip küresel tehtitlerle belirli zaman aralıklarında kuşatma altına alınmaktadır.özellikle kapitalist modernist sisteme karşı Hak ve Hakikat mücadelesinin görünür olduğu, küresel düzeyde destek bulduğu bir durumla karşı karşıyayız. Rıza toplumu sürekliliğinin görünür olduğu dönemlerde bu kuşatmalar artmaktadır.

Stres, kaygı, tedirginlikten dolayı binlerce insanın ruh ve beden sağlığı bozulur duruma gelmektedir.Acaba sokakta ölecek miyim? Acaba virüs kaptım mı? Aşı bulunsa ben alabilir miyim? Çocuklarım ne olacak? Corona salgını bir seleksiyon yaşatacak; yaşlılar, kronik hastalar, sağlık hizmeti alamayanlar, koruyucu tedbirlere sahip olamayanlar, gelir düzeyi çok düşük olanlar bir şekilde ölecekler. Bu salgında hayatta kalanlar da derin travmalar yaşayacak, ruhsal bunalım geçirecekler, çoğu psikiyatri hastası olacaktır. Patolojik vaka sayısında artış olacaktır. Binlerce insan tımarhanelere kapatılır, itiraz edenlere yönelik ise cezalar uygulanır duruma gelinecektir. Ayrıca hayatta kalanlara yönelik yeni tüketim pazarları, mutfak kültüründe değişiklik, yeni beslenme tarzları gelişecektir.Bugüne kadar bildikleri doğrularla ciddi bir çelişki içine girecekler.Bilimi kendi tekelinde tutan iktidar mensupları iktidar olma ve iktidarda kalmak için ideolojik ve zor aygıtlarında bazı değişikliklere gidecektir. Peki Rıza toplumu sürekleri, devlet dışı oluşumlar, sistem karşıtı güçler bu süreci nasıl yönetecekler? Küresel düzeyde bir yardımlaşma,dayanışma ağı oluşturarak özlemini çektikleri toplumsallığı inşa edebilecekler mi?

Evet Corona virüsü yayılırken zengin fakir ayrımı yapmıyor ama,tedavi aşamasında bu sınıfsal fark kendisini net olarak gösterecek. Hali vakti yerinde olan, imkanı olan hastaların”özel hastanelere”, risk grubunda olanlar da yurtlara ve okullarda, kışlalarda kontrol altına alınacak. Bazen bu tip küresel salgın durumlarında, cezaevlerindeki adli vakalar bir afla serbest bırakılır. Bu tarz bir serbest bırakılma ekonomik bir tasarrufdur!

Daha önce yaşanan “Ebola”,”Sars,”kuş gribi”,”domuz gribi”vakalarında yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz bir şey vardı. Bu hayvanlar toplu olarak yok edildi, özellikle tavuk ve birçok kanatlı kümes hayvanı  toplu olarak imha edildi.Kısa bir süre sonra Dünya Sağlık Örgütü aşının bulunduğunu açıklamıştı. Acaba” tarih tekerrür ediyor”dedikleri bu mudur? Bu alandaki piyasa bir süreliğine iflas eder duruma geldi,bunun yerine başka bir piyasada(özellikle kırmızı et piyasası)kar alanları yaratıldı. Piyasalar arası bir rekabet kendisini net olarak göstermişti.İnsanlar günlük yumurtalarını alıp protein ihtiyaçlarını karşıladıkları tavuklarını bir anda öldürüp kireçli kuyulara gömerek dezenfekte ettiler.En ücra köyden yaşayan ile kent merkezinde yaşayan insanlar bu konuda eş düşündü ortak davranış sergilediler.

Corona virüsü salgını doğanın ve toplumun ikrar ve rızalık ilişkisi ile oluşan bir sonuç degildir. Toplumsal ekolojik yaşama karşı bir sapmadır. Birey,toplum ve doğa birbirleri ile holistik ve simbiyotik ( ikrar ve rızalık) ilişki içindedir. Bu ilişki karşılıklı var etme esası üzerine kuruludur. Bundan dolayı Corona ve diğer virüslerin öldürücü olması, insanlara bulaşması doğadaki doğma ve doyma yasasının ihlal edilmesinin sonucudur.

Pir Sultan abdal yıllar önce”küfür içinde hayır vardır/seçebilirsen gel beri”demişti. Bütün kriz ve kaoslar kendi içerisinde bir çözüm aklını var ederler.Her kriz kendi çözümünü içinde barındırır söylemi tarihsel bir hakikati içerir. Küresel akıl mevcut haliyle kendisini geleceğe taşımak da zorlanmaktadır. Tüketmediği, yok etmediği, kirletme diği hiçbir değer kalmadı. Virüs küresel sistemin çok da güçlü olmadığını zayıf bir halkasının bulunduğunu deşifre etti.kapitalist modernist anlayış artık kendisini üretme konusunda zorluklar yaşıyor. Rıza toplumu sürekleri küresel düzeyde bir dayanışma ağı oluşturarak”El ele El Hakka” diyerek”bir olmak, iri olmak, diri olmak”zamanıdır demeliler.

Rıza toplumuna bir eşikten geçmenin kapısı aralanmıştır.Eşik bir halden bir hale geçme,,kendini yenileme,,ruhsal ve bedensel olarak yeni şartlarla ikrarlaşma anlamına gelir. Eşik bir yenilenme aşamasıdır, demi devran da yeni bir hale geçmedir. aslolan bu eşiğe niyaz olup olunmayacağıdır. İktidarcı,Nahak toplumun zihniyet hegemonyasına, bilgi ve bilme tekelciliğine karşı; toplumun ilk oluşumu ile beraber gelişen ahlaki ve politik olan Rıza toplumunun zihniyet bütünlüğü ve yöntemini görünür kılmanın zamanıdır.

Dünya mezarı olan gökdelenler,saraylar; kanser üretme merkezi olan devasa kentler, devasa  hastaneler,milyar dolarlık araştırma inceleme laboratuvarları,fabrika atıkları,teknolojik gelişmeler,varlıklarını ve Sermayerlerini korumak için oluşturdukları devasa Savaş sanayisi,modern teknoloji ile donatılmış ordular bir Corona virüsüne karşı yenilgiye uğramış dize gelmiştir.Varlığı ve büyüklüğü ancak laboratuvarlarda elektron mikroskobunda görülen dünyanın en küçük canlısı olan bir virüs küresel Nemrudî sistemlere diz çöktürmüştür. Dokunulmaz olan, Ezel ve ebed olana dokunulmuştur.

Belki de son birkaç bin yıl da dünya bu kadar etkilenmemişti. Yaşanan savaşlar, ekolojik felaketler, doğal afetler, ekonomik krizler kapitalist uygarlık güçlerini bu kadar etkilememişti. Hiç kimsenin hesaba katmadığı, gözle görülmeyen, elle tutulmayan bir virüs;en üst düzeyde öz savunmasını geliştirerek dokunulmaz olana dokunmuştur. Aşı bulunsa bile virüs yok olmayacaktır. Beraber yaşamanın dışında bir seçenek de yoktur.

Bütün bu gelişmelerden hareketle;

ezeli ve ebedi kendinden başlatan devletlerin çok da güçlü olmadığı görüldü.Bir erkent büyüklüğünde olan hastanelerin sorunu çözmediği netleşti. Sağlık sistemi çöktü.en güçlü devletlerin bile bu tip salgın karşısında tek başına kendilerini koruyamayacak gerçekliğinin ortamı da oluştu.”zor yaratımın anasıdır”tarihsel hakikati bir daha görünür oldu. Ayrıca”tam bağımsız devlet”anlayışı söz olmaktan öteye gidemedi.

Neler olmalı ve neler yapmalıyız

Tüm hastaneler sağlık hizmetleri ücretsiz olmalı. Risk grubunda olanlar öncelikle tespit edilmeli, öncelikli koruyucu tedbirler uygulanmalıdır.tedaviye yönelik bütün ilaçlar koruyucu araç gereçler ücretsiz verilmeli.Risk grubunda olan kamu çalışanları,işçiler sağlıklı ortam oluşuncaya kadar ücretli izine ayrılmalı.

Sağlıklı toplumun düşünen sorgulayan bilim iktidarının dışında bilgeliği esas alan, bilimsel gelişmeleri takip eden, bilimsel gelişmelere bütçe ayıran toplum olduğu bir daha netleşti.

Yaşananlarla ilgili ve yaşanacaklarla ilgili toplumun ulaşılabilir ,net anlaşılır,şeffaf bilgi alma hakkının önemli olduğu bir daha kendisini gösterdi. İkrarlı toplum sağlıklı toplumla Yaşar. Yaşanan kriz ancak ve ancak toplumsal Barış Adalet demokrasi şeffaflıkla aşılır.

Bu süreçte Aleviler ciddi bir biçimde dayanışma içinde olmalılar. Öncelikle dergahlar, vakıflar, cemevleri ihtiyacı olana yardım etmeli yaşlılara ulaşmalı lokmalarını pay etmediler.İkrarlı toplum toplumsal lokmaları ile oluşur. Ruhsal, manevi,, duygusal, zihinsel ikrar laşma, moral en büyük varoluş kaynağıdır. Corona virüsü karşı toplumsal ikralaşma, çağımızın en büyük dayanışmasıdır. Her bir talibini, her talip İrini, her Alevi komşusunu niyaz etmelidir. Hercan birbirine Hızır olmalıdır. İnsanlık ancak ve ancak birbirinin hızır’ı olarak başaracak bu dar günleri aşacaktır.

Corona günlerinde, dilimiz gayretimiz bize ma’rifet kazandırmalı. Küresel hegemonik aklın bize dayattığı bilimciliği, dinciliği, cinsiyetçiliği ve endüstriyelizim illetinden nasıl kurtulacağmız,rıza toplumunu nasıl inşa edeceğimiz ile ilgili düşüncelerimiz ,okumalarımız olmalıdır.

Her alevinin hanesi rıza mekanıdır birbirimize Hızır olmalıyız.