Hak Yasasının İhlali ve Sonuçları

Corona virüsü salgını ile beraber toplum ve doğanın işleyiş kanunları,bu kanunların dayandığı ikrar ve rızalık ilişkisinin önemi yine arzulanır duruma geldi.

Binlerce yıldır Corona virüsü ve benzer virüsler evrende yaşıyorlar. Virüslerin de bir doğum kapısı vardır. Mutasyona uğramaları Kendi öz savunmalarının gereğidir. Bütün cümle can Kendi varlığını, türünün devamını gerçekleştirmek için gayret halindedir. Belli bir mekanda yaşamak,varlığını devam ettirmek sadece insanlar için geçerli değildir. Her canlının da bir yaşam alanı, doğumunu yaptığı, varlığını devam ettiği, beslendiği, doğduğu bir mekanı vardır. Bu hakikatten hareketle diyoruz ki; her canlı doğma ve doyma ilişkisi içerisinde varlığını devam ettirir. Bundandır doğum kapısı Hak kapısıdır. Cümle can barınma- konaklama, üreme ve beslenme durumundadır. Bu ilişki ağı oluşurken birbirlerini yok etme üzerine değil, karşılıklı varoluş üzerinedir.Varoluştan bugüne kadar doğanın böyle bir aklı vardır. Doğada sürekli bir ölçü vardır.Doga cümle cana özgürlük anlayışı ile farklılıklarını göz önüne alarak, farklılıkların birlikteliği anlayışı ile yaşam Hakkı tanır.

Virüsler binlerce yıldır üzerinde konakladıkları canlılarla bir ikrarlaşmaları vardı. Bu ikrarlaşma bağı doğal dengelerle değil de rızasız müdahalelerle yapılırsa her canlı kendi varlığı için gayrete düşer. Virüsler hastalık yapıcı, öldürücü özelliklerini yeni kazanmadılar. Belki de Corona virüsü şu anda olması gerekeni yapıyor kendini koruyor.  Corona virüsü,kendi varoluşundan kaynaklı yaşamını düzenleme,denetleme,sürekliliğini,sağlama, korunma varlığını güvenceye alma gayretindedir. Bu gayret bir hak yasasıdır.

Yaşadığımız demi devran da Nahak zihniyet hakikate, eşitliğe ,adalete, hak yasasına ait ne varsa yok sayan, ayrıştıran, tahakküm oluşturan, değersizleştiren bir gayretin içindedir. Her geçen gün cümle canın hak yasası ihlal edilmektedir.

Hak yasasının ihlal edilmesinden kaynaklı olarak, insanlık bir kez daha küresel bir saldırı ile karşı karşıya gelmiştir. Mutlak iktidar olmak için doğa ve toplumun işleyiş kanunlarının dışına çıkan küresel hegemonik güçler dumura uğradılar. Hegemonik güçler kendilerini doğanın işleyiş kanunlarının dışında görüyorlardı. Küresel ekonomik güçler kendilerini”ilelebet payidar”olacaklarını hesaplarken, bir virüse karşı dize geldiler. Ne duygusal robotları ne de yapay zekaları buna engel olabildi.

Çoklu iktidarlardan oluşan, rıza toplumuna karşı bir sapma olan devlet; sermaye için doğanın ve toplumun işleyiş kanunlarına karşı her türlü tahakkümü oluşturdu. Hakikate yabancılaşan iktidar güçleri “modern avcılık”yöntemleri ile dokunmadık hiçbir şey bırakmadı. Hakikate, insana, doğaya, evrenin özgürlük anlayışına, doğruluklara, ana kadının kemalettine ait ne kadar değer varsa hepsini takip altına aldı ya da almaya çalıştı, kendine iktidar alanı oluşturdu.

Kapitalist modernist anlayış, nemrudi zihniyetler hak yasasını ihlal ederek; ekolojik, ekonomik,sosyal ve toplumsal felaketlere sebep olmuşlardır. Nemrudi zihniyetlerin sınırlarını çizdiği; endüstriyalizm, pozitivizm, dincilik, cinsiyetçilik zihniyeti ile dizayn edilen bir yaşam;birey, toplum doğa adına sürekli hastalıkları, salgınları, krizleri, felaketleri canlı tutacaktır. Bununla beraber havaya, suya, toprağa, ateşe düşman; Çar Anasırın ikrarlık çemberinde yaşamını devriye ettiren bütün cümle cana düşman hegemonik güçler dönemsel krizlerle karşılaşmaktan kendilerini kurtaramayacaklardır

Yaşadığımız demi devran da çoklu kayıpların ve kazanımların yaşanacağı dönemlerden geçiyoruz. Nahak Alevi inancının toplumsal hafızası, direnen inanç gerçekliği bize göstermiştir ki; mazlum çaresiz, mekan rızasız, zaman sahipsiz değildir.