Demimizde can olup gelecek Mahzuni Şerif

İçinden geldiği toplumun yüreği ve sesi olmayı başarmış, duygu ve düşüncesiyle  bir halk adamı olan Aşık Mahzuni Şerif’in aramızdan ayrılması, bizleri derin bir  üzüntüye boğmuştur. O çağımızın yetiştirmiş olduğu en büyük ozanlarındandı. Kimi  zaman ateş, kimi zaman su, kimi zaman topraktı.
Ateşti; meydanlardaki gençler için… Bir 68 kuşağını titretti. Suydu, Fırattı  Kerbelaya ermek istedi… Topraktı, kökleri derinden gelen bir miras gibi…  Aşık Mahzuni Şerif bir kişi değil, ezgileri ve deyişleriyle bir cemaat  insanıydı. Oyle bilindi ve öyle sevildi. Sevdiklerimizi de biz en çok onun  sazından sevdik. Yüreğimiz olmasını bildi…. Yüreğimzin sesi olmasını bildi…  Toprağını unutmadı, geldiği yeri unutmadı… Ezgilerinin en güzel köşelerinde  konuk etti, Berçeneği, Afşini, Elbistan’ı Pazarcık’ı….
Onun gibi sevmek ister her insan memleketini…
Dağını, taşını, suyunu…
Onu gibi sevmek ister her insan, memleketlisini…
Delisini, akılısını, güzelini, çirkinini…
Onun gibi bir yürek ister her insan…
63 yıl dayanabilsin diye çilesine..
Geride bırakmış olduğu miras yüzlerce yıl bu halkın dilinden düşmeyecek. Her dem  vuruşumuzda bin olup gelecek… Ezgileriyle, sazıyla gelecek… Kimseye aldırış  etmeyen ve borçlu olmayan sözleriyle gelecek. Demimizde can olup gelecek…  Canımızda cem olup, pervane dönecek…
Her gün yeni bir merhaba Mahzuni Şerif…
Merhaba Mahsuni dostları….

YORARLAR BENİ

Ne dedimse halka hiç yaramadı
Ben gittikten sonra ararlar beni
Boşa cahillerin gözü karardı
Kuru çene ile yorarlar beni

Duman eksik olmaz her yüce dağda
Bülbül eksik olmaz her yeşil bağda
Atomun patlayıp bittiği çağda
Onun ötesinde sorarlar beni

Ebedi değildir şu yüce dağlar
Ebedi değildir şu yeşil bağlar
Öz gardaşım ama bizim softalar
Mezarımda bile kırarlar beni

Mahzuni Şerif’im gayri gam yemem
Ondan ötesini kimseye demem
Ufak vucuduma kefen istemem
Varsa insanlıkla sararlar beni.

DEM GAZETESI / 1 Haziran 2002