‘Bir Şizofrenin Yaşamı’

KAYBEDEREK KAZANMAK

“Gerçek şu ki, insan her savaşı kazanamaz.” Bunlar bir şizofrenin, bir “deli”nin hastalığıyla mücadelesinin başındaki sözleri. Aynı zamanda bunlar, o “deli”nin yıllar süren mücadelesinin sonunda da sarf ettiği sözler.

Elyn R. Saks, çocukluğundan itibaren kafasının içinde sesler duyan, yardıma muhtaç, sanrılarının tetiklediği tuhaf davranışları yüzünden etrafındakilerin bakışlarını üzerine çeken biri olmuş.

Yıllar süren tedavi denemeleri, hastalıktan kurtulma çabaları ve ilaçlarla arasındaki bitmek bilmeyen husumetten sonra, Saks gerçekten de her savaşın kazanılamayacağını ama bunun illa savaşı “kaybetmek” anlamına gelmediğini anlamış.

Bir Şizofrenin Yaşamı, Saks’ın bu savaş ve hastalığını kabulleniş sürecinin hüzünlü ama umut veren hikâyesi.

Şizofreni gibi zorlu bir hastalığın pençesinde oradan oraya savrulmasına rağmen Saks; Oxford Üniversitesi ve Yale Hukuk Okulu’ndan diploma almış, felsefe ve hukuk profesörü olmasının yanı sıra kendiyle aynı rüzgârda savrulanlara tutunacak bir dal olmak için psikanaliz de öğrenmiş, akıl hastalarına hem psikiyatrik hem de hukuki desten veren, oldukça zeki ve azimli bir kadın.

Başarılarla dolu akademik kariyeri elbette çok etkileyici. Fakat Saks’ı bir bütün olarak bu kadar “eşsiz” kılan, bütün bunları bir şizofren olarak yapmış olması.

Hastalığının teşhisinden itibaren akıl hastanelerinde yaşadıkları, ailesinin yüzeyselden öteye gitmeyen desteği, şizofren damgasının mesleğindeki başarısını gölgelememesi için gösterdiği muazzam çaba; yani çoğumuzun ancak bir kitap veya film sahnesinden aşina olabileceği bu hayat aslında Saks gibi milyonlarca insanın gerçekliği.

Saks da tam olarak bunu yansıtmak istemiş ve okur olarak ne mutlu bize ki, başarmış da!

PSİKİYATRİ HASTASININ GÜNCESİ

Bu açıdan, kitabı bir psikiyatri hastasının güncesi olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Zira Saks’ın kalemi, iki dostun mektuplarındaki kadar samimi, açık ve yalansız. Bu açıklık ve özellikle yalansızlık hali, okurda ister istemez ve her şeyden evvel hüzün uyandırıyor.

Bir çocuğun, bir gencin ve başarılı bir kadının önce tek başına, daha sonraysa çok değerli birkaç dost ve geç gelen bir eşin desteğiyle, ama elbette katışıksız bir azimle yoktan var olma mücadelesi göz yaşartacak cinsten.

Daha can acıtıcı olansa, Saks’ın hastalığını herkesten önce kendine kabul ettirme sürecinde yaşadıklarında yatıyor. Akıl hastanelerindeki çeşitli insanlık dışı tedavinin yanı sıra psikanaliz gibi modern sağaltım tekniklerini de denemiş, fakat ilaçlara bağımlı olarak yaşamayı yıllarca kabul edememiş Saks.

Doktorlarına kulak asmadan pek çok kez ilaçları bırakmayı denemiş ve her seferinde başarısız olmuş. Sonunda, ilaçlarla girdiği bu savaşı kaybetmenin kendi hayrına olduğunu kabul etmiş.

Saks, Bir Şizofrenin Yaşamı’nda kendi kafasının içindeki dünyadan sıyrılıp bu dünyayı nasıl tanıdığını, uzun bir arayışın ardından sevgi ve huzura nasıl kavuştuğunu anlatıyor. Hepsinden öte, bazı savaşların ancak ve ancak kaybedilerek kazanılacağını kendi hikâyesiyle kanıtlıyor.

Bir Şizofrenin Yaşamı / Elyn R. Saks / Çeviren: Funda Sezer / Say Yayınları.