Hava kirliliği: Yüzbinlerce ölüm ve küresel ısınma önlenebilir

Avrupa Çevre Ajansı (EEA) tarafından yayınlanan son rapora göre, sadece Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde çevresel faktörler nedeniyle yaşamını erken kaybedenlerin sayısı yıllık 630 bini buluyor. Bu ise Avrupa kıtasında yaşanan erken ölümlerin yüzde 13’üne denk geliyor.

Çevresel faktörlerin önemli bir kısmı kanser, kalp damar hastalıkları veya inme gibi hastalıklara neden olarak ölümlerin artmasına yol açıyor.

YILDA 400 BİN DOĞRUDAN HAVA KİRLİLİĞİ KAYNAKLI ÖLÜM

Raporda dikkat çekilen çevresel etkenlere dayalı ölümler arasında hava kirliliği kaynaklı olanlar insan sağlığı açısından en tehlikeli olanı. Buna göre her yıl hava kirliliğinden kaynaklı 400 bin erken ölüm meydana geliyor. Yani AB içerisinde yaşanan her 8 ölümden birinin ‘önlenebilir’ olan hava kirliliğinden ölmesi demek.

İkinci sırada ise özellikle büyük şehirlerde yoğunlaşan gürültü kirliliği geliyor. Gürültü kirliliğinin erken ölümüne neden olduğu birey sayısı en az 12 bin. Ayrıca her yıl giderek daha fazla kişi aşırı sıcaklar veya yağışların neden olduğu sellerden dolayı hayatını kaybediyor.

Bunun yanı sıra sularda kirlenme, kimyasallar veya yoğun kullanımı nedeniyle birçok bakteride oluşan antibiyotik direnci de ölümlerin artmasına neden oluyor.

EN ÇOK KENTLERDE VE ÇEVRESİNDE YAŞAYANLAR ETKİLENİYOR

EEA yetkililerinden Catherine Ganzleben’e göre, AB ülkelerinde çevresel faktörlerden kaynaklı yaşanan ölümler en çok kentleri ve çevresindeki yerleşimlerde görülüyor.

Kentlerde yoğunlaşan hava kirliliğinin başlıca nedeni ise yoğun trafik. Azot dioksit salınımlarının ve mikro partiküllerdeki artış da sağlık açısından riske neden oluyor. Ayrıca Ozon yoğunlaşması da bunda etkili oluyor.

EEA raporlarına göre bu üç zararlı maddenin yoğunlaşmasından etkilenmeyen kentli yok gibi. Buna göre, AB ülkelerindeki kentlerde nüfusun ortalama yüzde 90’ı doğrudan bu maddelere maruz kalıyor.

ALMANYA’DA AZOTDİOKSİT SALINIMLARININ BEŞTE İKİSİ TRAFİKTEN

Hava kirliliğinin neden olduğu erken ölümlere örnek gösterilen ülkelerin başında Almanya geliyor. Kilometrekare başına nüfus yoğunluğunun 200 kişinin üzerinde olduğu bu ülkede ayrıca nüfusun büyük çoğunluğunun büyük kentler ve çevresindeki sanayi bölgelerinde oturması dikkat çekiyor. Hava kirliliği de bu bölgelerde yoğunlaşıyor.

Almanya’da Çevre Bakanlığı’nın verilerine göre 2018 yılında havaya salınan tüm azot dioksitin yüzde 43 kadarı araç trafiğinden kaynaklıydı. Ancak bu yoğunluğun kentlerde ve çevresindeki yerleşimler ile otoyol kesişme noktalarında çok daha fazla olduğu bir diğer gerçek.

SADECE DİZEL YASAKLARI VEYA HIZ LİMİTLERİYLE ÖNLENEMEZ

Hava kirliliğine karşı bugüne kadar alınan önlemler arasında aynı zamanda karbondioksit (CO2) yoğunluğu daha fazla olması nedeniyle dizel motorlu araçların sınırlandırılması geliyor. Almanya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülkedeki büyük kentlerde dizel yasakları hızla devreye giriyor. Ayrıca giderek daha fazla toplu taşıma araçlarının yayılması, araçlara yasak kent içi alanların arttırılması ya da hız limitlerinin getirilmesiyle trafik kaynaklı kirlenmenin azaltılması hedefleniyor.

Küresel ısınmaya neden olan CO2 salınımlarının azaltılması için birçok diğer önlemlerin de gerekli olduğuna vurgu yapılıyor. Agora Verkehrswende adlı düşünce kuruluşundan Günter Hörmandinger’e göre, CO2 salınımlarına getirilen ek vergilerin arttırılması gerekiyor. Almanya’da CO2 ek vergilerinin 2021 için ton başına 25 Euro olarak belirlenmesini eleştiren Hörmandinger, bunda hem genç kalındığını hem de kendilerinin de daha önce önerdiği gibi ulaşım alanında bunun kısa sürede üç haneli rakamlara çıkarılması gerektiğinin altını çiziyor. Hörmandinger, aynı zamanda çalışanların işyerlerine araçlarıyla gitmeleri durumunda ödenen yardımların da CO2 vergisinin düşüklüğüyle birleştiğinde daha fazla araç kullanımını teşvik edeceğine işaret ediyor.

Agora Verkehrswende tarafından sıklıkla önerilen önlemler arasında ağır vasıta araçlara getirilen otoyol ücretlerinin arttırılması ile elektrikli araçların şarj edilmesini kolaylaştırmak için yollarda daha fazla şarj istasyonu kurulması da var.

Ancak ne hava kirliliğiyle ne de neden olduğu küresel ısınmayla mücadelenin tek başına bireyleri çabaya zorlayan önlemlerle başarılı olmayacağı kesin. Bunun için sanayi kuruluşlarının de giderek daha fazla filtreleme ve yenilenebilir enerji kullanımını yayması şart.