Oluç ve Beştaş: Herkes HDP’ye sahip çıkmalı

HDP grup başkanvekilleri Meral Danış Beştaş ve Saruhan Oluç, partilerine dönük siyasi soykırım operasyonuna tepki göstermek için Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasında sonra HDP milletvekilleri Meclis bahçesinde alkışlarla yürüyüş yaparak partilerine yönelik gerçekleştirilen gözaltı operasyonunu protesto ettii.

‘İKTİDAR YARGI YOLUYLA TASFİYE ETMEK İSTİYOR’

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un açıklamalarının satır başları şöyle:
“Kobanê protestoları, hepinizin hatırladığı gibi 6-8 Ekim 2014’te oldu. 2015 yılında bununla ilgili o dönemin Merkez Yürütme Kurulu üyelerine bir soruşturma açıldı. Şu anda gözaltında bulunan bütün MYK üyesi arkadaşlarımız 2015 yılında o soruşturma nedeniyle ifadelerini verdiler çeşitli illerde. 2015 yılından bugün kadar 5 yıl boyunca yedekte tutulan bu dava, bu soruşturma şimdi yeniden gündeme getirildi.
İktidar yargı yolu ile HDP’yi tasfiye etmeye çalışmaktadır
Ortada ne hukuk ne yargı bıraktınız, artık her şey ama her şey Saray’ın kararları ve AKP’nin Adalet Komisyonu’na dönüşmüş olan mahkemeler aracılığıyla yapılıyor. Bu operasyon kesinlikle hukuki bir operasyon değildir, kesinlikle siyasi bir operasyondur. Siyasi bir karar alınmıştır. Bu siyasi kararla arkadaşlarımız gözaltında tutmaktadırlar. Bunu öncelike söyleyelim. Neden bu siyasi karar alındı? Bu siyasi kararı hedefi ne? Bu siyasi kararın hedefi açık biçimde AKP ve MHP ittifakını ve iktidarın demokrasi mücadelesinde büyük bir tehlike olarak gördükleri HDP’yi, tüm kurum kuruluşları, ittifakları ve bileşenleri ile demokratik siyasetten tasfiye etmektir. Amaç budur. İktidar tasfiyeci bir iktidardır, iktidar siyasi olarak rakibi olan HDP’yi siyaset yoluyla yenememektedir, o nedenle yargıyı kullanarak HDP’yi tasfiye etmeye çalışmaktadır. Bu tasfiyeci iktidarın hukuk dışı bir uygulamasıdır.
Bu aynı zamanda siyasi intikÂm ve tasfiye operasyonudur.

‘İKTİDAR İÇERİDE VE DIŞARIDA FİYASYO İLE KARŞI KARŞIYA’

Bugün Türkiye’nin iç politikasına baktığımızda iktidar tam bir fiyasko ile karşı karşıyadır. Ekonomik kriz, sosyal kriz bütün bütün ağırlığıyla yaşanmaktadır. Bugün Türkiye’de işsizlik cumhuriyet tarihinin rekor düzeyine varmıştır. Bugün Türkiye’de hayat pahalılığı iktidarın bütün rakamlarına oynama girişimine rağmen inanılmaz boyutlara varmıştır. Halk bunun farkındadır. İşsizlik, hayat pahalılığı ve demokraside yaşanan büyük kriz, tek adam yönetimi, kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmış olması, yürütmenin yargıyı tahakküm ve baskı altına almış olması, yürütmenin yasamayı bir noter gibi kullanmaya başlaması ortadadır. Bu büyük demokrasi krizi ve yönetememe krizi de gündemedir ama sadece bu değil bir taraftan da dış politikada bu iktidar, fiyasko üzerine fiyasko yaşamaktadır. Bakın biz HDP olarak Doğu Akdeniz ve Ege meselesinde Meclis tatile girmeden önce getirilen bütün bildirilerde ve önergelerde şu açıklamayı çok net yaptık. Savaş ve çatışma değildir olması gereken, müzakere, diplomasi ve barış yolu ile sorunların çözülmesi gerekir dedik. O zaman bizi dinlemeyenler sonra NATO’yu, Almanya’yı, ABD’yi, Fransa’yı dinlemek zorunda kaldılar ve biz haklı çıktık. Müzakere, diplomasi, görüşme, komşularla görüşerek sorunlara çözme en doğru yoldu, bizim savunduğumuz gibi. İşte bu dış politikada yaşanan fiyasko da şimdi bir kere daha dönmüş dolanmış iktidarın ayağına dolanmıştır.

‘HDP’SİZ TÜRKİYE HEDEFLİYORLAR’

Şimdi işte bu konjonktürde HDP demokrasi mücadelesinin ittifakının hukuk, adalet, eşitlik ve barış mücadelenin öncüsü olduğu için intikam operasyonu ile karşı karşıya kalmıştır. Tekrar söylüyorum; siyaseten yenemediklerini yargı yoluyla yok etmeye çalışıyorlar. Hedef HDP’siz bir Türkiye’dir, hedef, HDP’siz bir siyasettir, HDP’siz bir yaşamdır, HDP’siz parlamentodur. Dertleri budur. Ama şunu görmezden geliyorlar. HDP en az 6 milyon seçmeni ve alileri birlikte 20 milyon insanı temsil eden bir siyasi partidir. Türkiye’nin ve Meclisin üçüncü büyük partisidir. Biz HDP’yi bu tür tasfiye operasyonlarıyla ortadan kaldıramazsınız, etkisiz hale getiremezsiniz. Bunu dün de söyledik, bugün söylüyoruz. HDP’ye oy ve gönül vermiş milyonlarca insanı ne yapacaksınız? Tekrar soruyoruz. HDP’ye oy ve gönül vermiş milyonlarca insanı ne yapacaksınız.
Bu operasyon aynı zamanda yüzde 50+1’i elde etme operasyonudur.

‘DEMOKRASİ İSTEYEN HDP’YE SAHİP ÇIKMALI’

Bakın bu 28 Şubat 2015’teki Dolmabahçe Sarayı’ndaki fotoğraftır. Bu fotoğrafta olan kişilerden Mahir Ünal,  Efkan Ala, Yalçın Akdoğan AKP milletvekilleri ve yöneticileridir. 28 Şubat 2015’te yani 6-8 ekim 2014 Kobanê protestolarından 5 ay sonra Dolmabahçe’de bir mutabakat metni okunmuştur. Şimdi bu metni okumuş olan, bu toplantıya katılmış olan Yalçın Akbayır, Efkan Ala ve Mahir Ünal susamazsınız. Bu toplantıya katılmış olan o zamanki Grup Başkanvekilimiz İdris Baluken şimdi cezaevindedir. O zaman o toplantıya katılan Sırrı Süreyya Önder bugün gözaltındadır. Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan hakkında da fezleke hazırlandığı iddiası ortaya atılmıştır. Bir kez daha söylüyoruz. Bu toplantıya katılanlar Kobanê protestolarından 5 ay sonra neden oturdunuz bu açıklamayı yaptınız. Bunların hepsini soracağız ve o günün yaşanmış olan olaylarını Meclis’te de kamuoyununda da tartışacağız, biz her şeyin açığa çıkmasını istiyoruz. Bugün şunu çok açık bir şekilde ifade ediyoruz. Bugün HDP’ye sahip çıkmak demek HDP’nin tüm politikalarını benimsemek değildir. HDP’ye sahip çıkmak demek demokrasiye, demokrasi, özgürlük, barış ve eşitlik mücadelesine sahip çıkmak demektir.
HDP bütün baskılara rağmen düşmedi, düşmeyecek.”

BEŞTAŞ: HDP’NİN KARAR ORGANI HALKTIR

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da şunları belirtti:
HDP’nin karar organı 29 kişiden oluşmuyor; HDP’nin karar organı halktır, bize oy veren 6.5 milyon insan aynı zamanda HDP’nin karar organıdır.
Siz 29 kişiye operasyon yaparak HDP’nin sesini, sözünü mücadelesini, kısamazsınız. Bugüne kadar yaptığınız sistematik operasyonlarla HDP’yi nasıl küçültemediyseniz, tasfiye edemediyseniz bundan sonra da bunu başaramayacaksınız. Ham bir hayal peşindesiniz; evet şu anda 20 arkadaşımız gözaltında, HDP’yi susturmak o kadar kolay değil. Evet binlerce arkadaşımız şu anda rehin olarak cezaevlerinde tutuluyorlar, ama eğer yapmak istiyorsanız ki Türkiye açık bir cezaevine dönüştü, hiçkimse kendini güvende ve özgür hissetmiyor, HDP seçmenlerinin, HDP’lilerin yaşadıkları alanlara isterseniz demir çitler örün, isterseniz demirden ne istiyorsanız onu örün cezaevlerini belirginleştirin ama siz bununla rıza üretemezsiniz. O yaptığınız operasyonda hedeflediğiniz yüzde 50 artı 1’i alamazsınız.
İktidar bizi tasfiye edemediği için elindeki yargı aparatıyla susturmaya çalışıyor.
Operasyon 82 milyona yöneltilmiştir.
Kobanê protestolarında yaşanan can kayıplarının sorumlusu AKP’dir.
Saray’da hediyesini alan başsavcı, akabinde bu operasyonu başlattı.
Arkadaşlarımızın gözaltında tutulmaları işkencedir, eziyettir, kötü muameledir, topluma bir gözdağıdır. Biz onları istediğimiz gibi, hiçbir soru sormadan gözaltında tutarız, adliyeye getiririz, hatta zehirlendikleri halde biz hastaneye kaldırmayız diyerek bu operasyonun asıl amacını ortaya koymaktadırlar.
HDP’siz bir Türkiye yaratmayı başaramayacaksınız. Biz hep olacağız, ilerleyeceğiz bu saydığım tarihlerde olduğu gibi dayanışmayla, birliktelikle, Türkiye halklarının tümünün sesini, sözünü söyleyerek büyümeye ve demokratik siyasette ilerlemeye devam edeceğiz.”